ayirac

İnsan! konuşabilen, susan ve dinleyen bir varlıktır. İnsan için konuşmak ne kadar önemli ise, susup dinlemek bir o kadar hatta daha önemlidir diye düşünürüm. Konuşmak ne kadar bir sanatsa “dinlemek” bence daha önemli daha derin bir sanattır.

İşte Hz. Mevlana’da Mesnevisine “Bişnov – Dinle” diyerek başlar. Aslında “O” eski yunan öğretisine bakarak “dinle” demez. Onun ilham aldığı Allah’tır(cc). Allah yüce kitabı Kuran’ı keriminde peygamberlerine vahyi dinlemelerini emretmiştir. Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)'e hitaben “Öyle ise Biz onu okuduğumuz vakit, sen onu dinle.

Cemaatle Zikr’in Fazileti, Edep ve ErkânıSonra şüphesiz onu açıklamak da Bize aittir.”(Kıyamet-18-19) buyurarak vahy edileni dinlemesini emretmiştir. Başka bir ayeti kerimesinde “Kur'an sana vahy edilirken, vahiy bitmezden önce unutmamak için acele tekrar edip durma ve: Rabbim, ilmimi artır, de.» (Taha-114).buyurmuştur. Yani ona kulak ver, onu dinle! Daha sonra onu (sana) okutmak Bize düşer. (İbn Abbas) dedi ki: Bundan dolayı Rasulullah (sav) bundan sonra Cebrail “ikisine de selâm olsun” kendisine geldi mi susup, dinlerdi, Cebrail (a.s) gitti mi Peygamber (sav) kendisine okuttuğu şekilde vahyi okurdu. (Buhari-Müslim-Nesai) rivayet etmiştir. Vahiy tamamlanıp, kalbinde toplanmadan bu şekildeki hareketi ona yasaklandı.Cenabı hak Musa (a.s) e de hitaben Kuran’da “Ve Ben, seni seçtim; şimdi vahy edileni dinle! Şüphesiz ki ben, Allah’ım, Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et. Beni anmak için namaz kıl.(Taha-13-14) buyurmuştur. Rasulululah (sav) de dinlemeyi önem göstermiştir. Hadis kitaplarında kendisine seslenen kimseye karşı bütün bedeniyle o tarafa yönelir ve can kulağıyla dinlerdi. Hatta küçük çocukları bile dinler onlarla ilgilenirdi. Bir hadis’te de Rasulullah aleyhissalatu vesselam dedi ki: "Ben de size beş şeyi emrediyorum: Allah onları bana emretti. Dinlemek, itaat etmek, cihad, hicret ve cemaat.”(Tirmizi) buyurmuştur.

Görülüyor ki Allah (cc) ve Rasulullah (sav) “dinle”meye çok önem vermiştir. Bunu Kuran’nın değişik ayetlerinde, Resulullah (sav) sünnetinde görmemiz mümkün olup sözü çok uzatmış olmak istemediğimizden kısa keselim.

Hz. Mevlana mesnevisine başlarken “Bişnov” “Dinle” diye başlar. Böyle başlaması rastgele bir iş değildir. Bunda ilahi hikmetler vardır. Çünkü dinlenecek olan mesnevidir. Mesnevi ise dinin temelinin temelidir. Bu kitap Allah’ın en büyük fıkh’ıdır. Allah’ın şeriatı, reddedilmez delilidir. Bu kitap iman ehline yol gösterici bir kandil, gönüllere coşan ve akan pınar, kafirlere ise hasrettir. Bu kitap gönüllere şifadır, hüzünlere ilaç, dertlere dermandır. Bu kitap Kuran’ın tefsiri Muhammed Mustafa’nın (sav) sünneti ve hidayetidir. Bu mesnevi alemlerin rabbinden kulu Mevlana’nın kalbine indirdiği bir ilhamdır. Dinleyip itaat edip uygulayana kılavuzdur. Bu kitap hani Kuran’da geçen “Derken şehrin uzak bir yerinden bir adam koşarak gelip: "Ey kavmim! Elçilere tabi olun" dedi. "Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun. Hem onlar hidayet bulmuş kimselerdir "Şüphesiz ben Rabbinize iman ettim. Artık bana kulak verin."(Yasin-20-25) diyen Antakyalı Habib b. İsrail’in feryadıdır sanki. Bu mesnevi ariflerin yakinini artıran, hakk’al yakin haline getiren bir kitaptır ki o sebeple dinlenilmesi gerekir. Mesnevi bu manada insana gerçeği bildirir, o bilgiyi buldurur, görüş haline getirir ve yaşatır. O hal ile hallendirir, bu hususta temeldir. Mesnevi tek cümleyle Kuran’ı Kerim’in, hadis’i Şeriflerin meallerini, tefsirini, şerhini ihtiva eden bir ilham eseridir, bu sebeple “DİNLE” diye başlar.

Hz. Mevlana dinleme hakkında mesnevide başka beyitlerinde de değinmiştir.Yemek yemek ve nükte söylemek, kamile helaldir; madem ki sen kamil değilsin yeme ve sükut et!

Çünkü sen kulaksın, o dildir; o senin cinsinden değil, Allah, kulaklara “Ansitû” buyurdu.

Çocuk önce, süt emme kabiliyetinde doğar, bir müddet susar ve tamamı ile kulak kesilir.

Lakırdı söylemeyi öğreninceye kadar bir zaman dudağını yumması, söz söylememesi gerekir.

Kulak vermezse “ti ,ti “ diye manasız sözler söyler; kendisini alemin dilsizi yapar.

Anadan sağır doğan ise hiç dinlemediği için dilsiz olur; nasıl dile gelsin? Çünkü söz söylemek için önce dinlemek gerektir. Söze, kulak verme yolundan gir.

Evlere kapılardan girin; rızıkları, sebeplerine teşebbüs ederek arayın! Dinleme ihtiyacı olmaksızın anlaşılan söz, ancak tamahsız ve ihtiyaçsız olan Allah’ın sözüdür.(Mesnevi-1620-1625) diyerek bize dinlemenin önemini bildirir.

Sözü yine Hz. Mevlana’nın sözü ile bitirelim “Ey şaşı; bunları can kulağıyla dinle, gözüne kulak yoluyla ilaç ver! Temiz söz, hakikatten uzak olan gönüllerde karar etmez, nurun aslına dek gider. Çarpık ayakkabı, nasıl çarpık ayağa uyarsa şeytanın afsun ve efsanesi de doğru olmayan gönüllere uyar.

Hikmeti istediğin kadar tekrarla, ona ehil değilsen hikmet, senden ne kadar uzak!

İster yaz, belle, ister bahset, söyle! (Mesnevi-315) “Erlerin öğüdünü canla, başla dinle de korkudan kurtulup emniyete eriş.”

ayirac

Mustafa ÖZBAĞ / 11 Ocak 2011

  i-4 i-3 i-2 i-1 instagram
canliyayin
b 1
salavatıseba
b-3
b-4
b-5
b-6
b-7
b-2
b-8
b-9
2018 sebiarus liste
Welcome 200GBP Bonus at Bet365 here.