ayirac

Uzay Fıkıhçılarına Cevap

 

Bazı gazetelerin köşelerini tutmuş olan sözüm ola din adamları bizim önümüze yeni bir fıkıh anlayışı olarak “Uzay Fıkhı” denilen bir fıkh üretmeye çaba gösteriyorlar. Bu çabalarını da din ve dindarlar adına yaptıklarını söylüyorlar. Bu güne kadar gelen fıkıh anlayışımızı “Çöl fıkh”ı görüyorlar. Bu sebeble de geleneksel fıkıh anlayışımıza ters bakıyorlar. Bu fıkıh anlayışının “İslam'ı ideolojileştiren bir fıkıh" olarak tanımlıyorlar.

Cafer-i Sadık’ın talebesi olan İmamı Âzam’ın açmış olduğu bu yoldan gelen diğer imamlar ümmetin meselelerine Kuran ve Sünnet mantığıyla yaklaşıp çözüm üretmişler. Geleneksel fıkıh, İmamı Âzam’dan, İmamı Muhammed’e, İmam Serahsi’ye,  Mehmet Sabri Efendiden, Muhammed Zahid Kevseri’ye ve onların yolunu takip eden Ömer Nasuhi Bilmen ve talebesi Fikri Yavuz a kadar süregelen bir anlayıştır bu. Türkler İslam olduktan sonra genel olarak itikat itibariyle, aşırılıklardan ve sapıklıklardan uzak bir yol olan Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat görüşünü benimseyerek bu görüşü geliştirip derinleştirmeyi başarmışlardır. Günlük hayatlarında fıkıh olarak gerçekçi ve toleranslı olması nedeniyle de Hanefi Mezhebi’ni benimsemişler. Tuğrul Beyden, Alparslan’dan, Melik Şah’tan başlayan anlayış Osmanlı ile pekişmiş ve Cumhuriyetle devam etmiştir. Cumhuriyet kurulduğunda Mustafa Kemal aynı anlayışı devam ettirmiştir.

Müslüman Türkler tarih boyunca “Çöl Fıkhı” denilen bir fıkha tabi olmamışlar bu günde tabi değillerdir. Eski Marksist yeni Müslüman Fransız düşünür Roger Garaudy, "Müslümanlar, eğer tarihin önünde ayakta kalacaklarsa, çöl fıkhından, uzay fıkhına geçmek zorundalar." Derken, Fransa’nın sömürgesi konumunda olan aç ve cahil bırakılan, sömürülen Afrika Müslümanlarını görmüş ve bu kanıya varmıştır. Eğer Türklerin o muhteşem tarihlerini ve fıkıh kaidelerini görüp incelemiş olsaydı asla böyle düşünmezdi kanısındayım. Kaldı ki eğer Anadolu Müslümanlarında “Çöl Fıkhı” olsaydı empayalistlere karşı mücadele edemez ve hala etmezdi. Bu gün emperyalist ve dinsizlere karşı içeride ve dışarıda mücadele eden Anadolu Müslümanlarıdır. Bu gün İslam dünyasında ayakta kalan yegane güç Kuran ve sünnet yolunu tutan anlayıştır. Bu anlayışı kendine rehber edinen meşhur ehli tasavvuf şahsiyetler hiçbir zaman kendilerinin görüşlerine değer veren müminleri morfinlememişler, devamlı gelişmeye, derinleşmeye açık halde tutmuşlardır. Bunlardan rahatsız olan dinsiz ve emperyalistler ellerine fırsat geçtikçe geleneksel İslam fıkhına ve ehli tasavvufa saldırmayı kendilerine görev bilmişlerdir. Ne yazık ki bu geleneksel fıkıh anlayışımızdan memnun olmayanlar kendi yaşantılarını haramlardan arındırmayan şahsiyetler. Yediklerine içtiklerine, düşündüklerine, hayat tarzlarına baktığımızda İslam’ca olmayanlar.         Haramzade beyler ne yapacaksınız “Uzay Fıkhı”ndan anladığınız nedir, haramı helal, helal’ı haram’mı edeceksiniz. İbadetlerimizi değiştirip yokmu edeceksiniz, yeni bir kitap ve sünnet mi icad edeceksiniz, kalbinizin derinliklerindekini açıklayın da anlayalım.

İslam dünyası karanlık günlerden kurtuluşu kendi değerlerine sahip çıkıp, onlara kıymet vermekle sağlayacaktır. Tertemiz Kuran ve Sünnet yoluna sarılıp amel etmekle bunu başaracaktır. Yüce peygamberimiz(s.a.v)  hadislerine sarılacak, Kuran ve Sünneti kendine aktap eden imamların ictihatlarına uyacaktır. Ümmete bu yol gösterilmiş, bu yol bizim için mutlaktır, değişmez ve değiştirelemezdir. Hadisi’i şerifte buyrulduğu gibi "En güzel söz Allah'ın Kitâbı'dır; en güzel hidayet usulü, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'ın hidayet usûlüdür. İşlerin en kötüsü sonradan icâd edilenlerdir. Size vaad olunanlar mutlaka gelecektir, bunu asla önleyemezsiniz." [Buhârî.]

Selam ve dua ile kalın.

ayirac

 Mustafa ÖZBAĞ 21.06.2009

  i-4 i-3 i-2 i-1 instagram
canliyayin
b 1
salavatıseba
b-3
b-4
b-5
b-6
b-7
b-2
b-8
b-9
Welcome 200GBP Bonus at Bet365 here.