MUSTAFA ÖZBAĞ EFENDİ SOHBETLERİ

YER : KARABAŞ-İ VELİ KÜLTÜR MERKEZİ

TARİH : 09/ OCAK / 2010

 

Sesli Dinlemek için player ikonuna tıklayınız.

{mp3remote}http://arsiv.mevlana.org.tr/mp3/2010/2010-01-09.mp3{/mp3remote}

Selamun Aleyküm…!

Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenabı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Umduklarımıza nail eylesin, korktuklarımızdan hıfz-ı muhafaza eylesin inşallah.

 

SORU: Bir erkeğin bayan kuaförü olması dinimizce ne kadar doğrudur?

 

CEVAP: Doğru değildir. Yani doğru değildir derken. İslam’da bir erkeğin bayan kuaförü mesleği yok çünkü. Kadınların kendi aralarında böyle bir şey yapmaları makul gözle görülür ama bir erkeğin bir kadının yanaklarını ellemesi, saçlarını, ellemesi, bakması, etmesi, ona ruj sürmesi, temizlik yapması bunlar dinen caiz olmayan şeylerdir.

 

SORU: Yunus Emre Hazretleri farkında olmadan hangi nefis meratibine geldi?

 

CEVAP: İnsanlar bir nefis meratibine geldiklerinde farkında olurlar. Farkında olmayan kimse, aklı olmayan kimsedir. Bir kimsenin akli yetersizliği var ise o kimse nerede olduğunun farkında değildir. O da dinden sorumlu değildir. Yani bir kimse kendi kendisine dua edecek. Ya Rabbi şu kimseyi bir görseydim diyecek. O kimseyle karşılaşacak. Onun farkında olmayacak mı? Ya Rabbi şimdi yağmur yağsa hayırlısıyla dese, yağmur yağmaya başladığında o kimse kendi duasının kabul olduğunu, kendi gözüyle hayal meyal görünce halâ daha kendinin farkında olmayacak mı? Bakın nefis meratiplerini Emmareden Levvameye geçen, yani önceden namazdan, dinden, imandan hiçbir şekilde alakası olmayan bir kimsenin imandan alakası olmaya başladı bundan farkında olmayacak mı? Ve ya da o kimse o güne kadar namaz kılmıyordu, namaz kılmaya başladı. Namaz kılmanın farkındalığına varmayacak mı? Ve ya da o kimse o güne kadar işte diline ne geliyorsa söylüyordu. Dediler ki; gıybet etme haram, iftira etme haram, dedikodu etme haram. Bunlar haram duygusuyla bu haramlardan uzaklaşınca bunları farkında olmadan mı uzaklaşacak? Din akıl sahiplerinedir. Din düşünenleredir. Düşünüp idrak edenleredir. Din akledenleredir. Kaldı ki; tasavvuf normal aklın üzerinde olanlara hitap eder. Tasavvuf cahillere hitap etmez. Tasavvuf dinden anlamayanlara hitap etmez. Tasavvuf dini yaşamayanlara hitap etmez. Tasavvuf, çok affedersiniz, eşek akıllılara hitap etmez. Tasavvuf, kuş beyinlilere hitap etmez. Diyeceksiniz ki; eşek akıllı kim? Şehveti önde giden eşek akıllıdır. Kuş beyinli kim? O normalde bir şeyi idrak edemez hiç. Allah muhafaza eylesin. Tasavvuf ince zekalılara, ince idraklilere hitap eder. Tasavvuf, kaba düşünen, kaba davranan, kaba akıl sahiplerine hitap etmez. Yunus Emre ehli tasavvuftur. Allah sevgisiyle yoğrulmuş bir kimse. Allah sevgisiyle yoğrulan bir kimsenin, akli kapasitesi mevcut insanlardan fazladır. Allah sevgisiyle yoğrulan kimsenin idraki, normal insanların idrakinin üstündedir. Normal insanlara bir şeyi on sefer söylersiniz idrak etmez. Ehli tasavvufa bir sefer söylersiniz, o hemen idrak eder. Tasavvuf ince zekalıların işidir. İnce akıllıların işidir. Tasavvuf ince ahlaklıların işidir. İnce ahlak ancak ince akıl sahiplerinde olur. İnce ahlak ancak aklı iyi çalışanlarda olur. Aklı iyi çalışmazsa o kimsenin tasavvufta yeri yok. O geliyor ayvazım, gidiver dingozum yapacak. Bakın tasavvuf bahsettiğim şey, tarikat değil. Bir kimse herhangi bir tarikata gider, intisap eder. O tarikatta oturur. O tarikatın edebiyle edeplenir, kurallarıyla kurallanır. Ölünceye kadar o tarikatta devam eder bu farklı bir şeydir. Benim bahsettiğim tasavvuftur. Tasavvuf ise, Allah’ı sevmektir. Resullullah’ı sevmek, üstadı sevmek, müminleri sevmektir. Sevmek ise, sevdiğinin yörüngesinde gitmektir. Sevmek, sevdiğinin izinde gitmektir. Sevmek sevdiğinin kokusuyla kokulanmaktır. Boyasıyla boyalanmaktır ki, bu ancak üstün akıl sahiplerinin işidir. Yerden alıp havada yiyenler için geçerli değildir. Eğer bir kimse kendisine; sabahleyin kalktığında yemek yiyeceğim, öğlen yemek yiyeceğim, akşam yemek yiyeceğim, akşam olursa uyuyacağım, evliyse cinsel ilişkiye gireceğim, sabah olacak yeniden kalkacağım böyle bir hayat kurguladıysa, onun Allah sevdasıyla işi yok. Onun aşkla işi yok. Onun Allah sevgisiyle işi yok. Sabahleyin kalktın bulaşıklarına dikkat et. Evinin temizliğine dikkat et. Akşam olunca da bulaşığını yemeğini yap, adamın da gönlünü yap, yat. Buysa hayatın senin tasavvufla, Allah sevdasıyla işin yok. Senin Allah’ı sevmekle işin yok. Sen git bir tarikata gir. Örtünün rengini söylesinler. O renk örtü tak. Üstünün kıyafetinin rengini söylesinler, sen o kıyafetten üstüne kıyafet al. Senin ne yapacağını sana söylesinler, dikte etsinler sen onlar gibi yap. Bu tarikatın işi, biz ehli tarikat değiliz. Değiliz! Sana bir tane tek tip elbise giydirsinler. Diyanetin hacca gönderdikleri gibi. Hem derler ki tarikatlar tek tip düşünce, tek tip yaşantıdır. Hem de diyanet kendisi yapar. Hacca götüreceği insanların hepsini komünist sistem gibi tek tip elbise giydirir. Asker sanki hepside. Saatin bellidir, dakikan bellidir. Ne zaman tavaf edeceksin, ne zaman otobüse bineceksin. El ele tutuşursun ilkokul çocukları gibi gidersin. Çünkü neden? Onlar diyor ki; bunlar sürü, bunların akılları yok. Sürüsün. Ehli tarikat o gözle bakar. Daha doğrusu o gözle bakılır hale geldi. Başka bir yerin sohbetine gitmek yasaktır. Başka bir üstada gitmek yasaktır. Oranın düsturlarının dışına çıkmak yasaktır. Bu ne? Bu tarikat. Bu karşısındakinin aklına ehemmiyet vermiyor. Oysa Hz. Mevlana der ki; “Evlat! Biz pergelin iki ucu gibiyiz. Sivri ucumuz şeriat-i Ahmediye’ye bağlıdır. Bir ayağımız. Öbür ayağımızla alemleri seyran ederiz.” Bize alemleri seyran edecek Allah sevgisiyle yoğrulmak isteyen dostlar kardeşler lazım. Bize mürit lazım değil. Bize dost lazım. Dost dost! Biz dost arıyoruz. Biz arkadaş arıyoruz. Biz kolumuza kardeş arıyoruz. Biz mürit aramıyoruz. Hz. Yunus Allah’a dost olmuş. Hz. Yunus, Muhammedi Mustafa’ya dost olmuş. Müminlere dost olmuş. Allah velilerine dost olmuş. Ve Allah’ın velisi olmaksızın tasavvufun yaşanmayacağını söylemiş. Bu, akıl sahiplerinin işidir. Bu, normal akıl sahiplerinin işi değildir. Yüksek akıllıların işidir. Yüksek akıllı! Allah yaratırken herkesi aynı yaratmadı. Kimini kiminden üstün yarattı. Kimini kiminden faziletli yarattı. Herkes Allah’a dost olamaz ki. Herkes veli olamaz ki. Herkes gidip bir zikrullah halakasına oturamaz ki. Zikrullah halakasına oturup sizlere deli denilinceye kadar Allah’ı zikredin hitabına nail olamaz ki. Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim hitabına nail olamaz ki. Ne demek seni zikretmek? Allah bir kulunu zikredecek. Allah bir kulunu zikredecekse, Allah’ın şanına, Allah’ın kuvvetine, kudretine, Allah’ın ilmine bilgisine, Allah’ın şatahatına şatafatına, Allah’ın alemlerin Rabbi oluşuna layık bir kul olması lazım. Layık kul olacak. Layık! Ehli tasavvuf, bu manada normal akıl sahiplerinin üstündedir. Normal akıl sahipleri ne yapar? Onlar para kazanmaya gider. Onların sabahlerı gideceği saat bellidir. Onların yapacakları, edecekleri, her şeyi bellidir. Aman! Vaz geçme ha! Suyunu dahi saatli, dakikalı iç. Aman! Hayatının ritmini ona göre oturttur. Dünyaya göre kurgula. Onun dünyası lazım, onun özellikleri lazım. Ehli tasavvuf öyle değildir. Allah’a aşık olan kendini Allah’ın rüzgarına bırakır. Onun sesine bırakır, onun nefesine bırakır. Onun ritmine bırakır. Onun ritmi Allah’ın ritmidir. O, sevdiğinin ritmine bırakır kendini. Kendisi ritim yazmaya kalkmaz. O, sevdiğinin izine bırakır kendini. Kendisi iz bırakmaya kalkmaz. O, ay gibidir dünyanın etrafında döner. Ve bir milim, bir santim ayrılmaz. Nereden? Yörüngesinden. Ayrılırsa parçalanacağını bilir. Ayrılırsa yok olacağını bilir. Ayrılırsa şavkının söneceğini bilir. Ayrılırsa ebediyen kararacağını bilir. O ışığının sevgilisinden geldiğini bilir. Sen akıl sahibi olarak bakarsın; ayy ne kadar parlaksın dersin. Körsün. Onun parlaklığı kendinden gelmiyor. Onun parlaklığı kendinden değil. O, ışığı kendinden üretmiyor. Ya? O, ışığını sevgilisinden alıyor. Onun ışığı yok. O, ışığını sevgilisinden alıyor. Ama sen bakarsın, ay pırıl pırıl bugün. Evet, ay pırıl pırıl. Ama o ışık kendisinin değil. Ve ay, kendisinin o, ışığının olmadığını bilir. Kendisinin olmadığından boynunu büker, semazen gibi sema eder sevgilisinin etrafında. Bütün herkes semazene bakar, bayılır. Kolları ne kadar güzel, elleri ne kadar güzel, tennuresi ne kadar güzel, başındaki sikkesi ne kadar güzel. Geç! Sende normal akıllısın. Semazeni o hale getireni görmüyorsun. Semazenin ışığı aldığı yeri bilmiyorsun. Semazenin gönlünde ne olduğunu bilmiyorsun. Surettesin. Ehli tasavvuf surette değildir. O yüzden, Yunus dendimi, tüylerimiz diken diken olur. Herkesin korktuğu sırata saraylar kurası gelir. Sırat, herkes korkmuştur değil mi? Bizim Yunusumuz öyledir. Bizim Yunusumuz. Birkaç tane Yunus vardır. Bizim Yunusumuz farklıdır. Bizim Yunusumuz herkesin korktuğu sırat köprüsüne saray kurar. Herkesin korktuğu cehenneme bir maşrapa su atası gelir. Herkesin gittiği cenneti bir kazma kürekle yıkıveresi gelir. Yunus Allah’ı sever çünkü. Cenabı Hak Ayeti Kerimede demiş; “Allah’ı sevin, peygamberini sevin, müminleri sevin”. Emir emir! Farz! Ama bu ancak gönlü açıklar duyar bunu, ancak gözü açıklar duyar bunu. Ancak sevmeye muktedir olanlar sever. Sevmek adam işi. Adamlık, kadınlık erkeklik cinsiyet noktasından değil. Mangal gibi yürek işi. Sevmek herkesin işi değil. O yüzden, eğer bir kimse, hele bir de bu Yunus ise geldiği nefis meratibinin farkında olmayacak. Akılsız mı? De git boş ver. Onlar akılsız görürler onları. Asıl akıl onlardadır. Allah bizi affetsin.

 

(Kardeşler, ben orta okuldan terkim desem yalan olacak. Liseden terkim. Tekmeyle kovulanlardanım. Böyle yazılarınızın güzel yazarsanız, benim okumam daha kolay olur. Ben oku yazarlığı o kadar çok olan bir kimse değilim .Hakkınızı helal edin okuyamıyorum bazı yazıları)

 

SORU: Bir anne baba çocuğuna en iyi şekilde nasıl davranır?

 

CEVAP: Ya normalde anne-baba çocuğunu sevsin yeter. Ve sevgisi öz bir sevgi olsun, kabukta değil. Anne-baba çocuğuna Kuran ve sünnet dairesinde davransın diyeceğim. Kuran ve sünneti okuyan yok. Hepiniz evinize bir adet Edebil Müfret alın. Kitap. Buhari’nin. Hadis kitabı, edeple alakalı. Not alın kafanızda. Eğer bunu almıyorsanız, dinlemeyin beni burada. Samimi ve ciddi. Samimi ve ciddiyim burada. Evinize televizyon alıyorsunuz, evinizde çocuklara ateri alıyorsunuz, oyun oynanacak her şey alıyorsunuz. Çocuklarınız için. Kendiniz için de her şeyi alıyorsunuz. Yemin ediyorum, Edebül Müfret küçücük bir kitap Buhari’nin. Yaklaşık 700’e yakın hadis var edeple alakalı, terbiyeyle alakalı. Ve var ya ücreti de gülünç. Biz en son 7,5 liraya almıştık öyle miydi? 7,5 milyon lira. Sigara parası. Sigara kaç para oldu bilmiyorum da. 7,5 mu? Sigara parası. Gidin bir tane edebil müfret alın. Kitapçılardan arayın, ısrarla istetin. Edebül Müfret. Parası olmayanlar, internete girenler www.darul.com diye kitapla ilgili bir yer var. Oradan indirin. Evet indirin. Yerini de söylüyorum size. Edebül Müfret’i okuyun. Not alın. Samimi söylüyorum. Evlerinizde hepinizin aile fertlerinin hepsinde. Birer tane Edebül Müfretleri olsun. Baba anne çocukların birer tane Edebül Müfret’i olacak. Bu israf değil. Herkesin koltuğunun altında olacak, herkesin elinde olacak. Okuyacak herkes onu. Okuyacak! Ve okuduğuyla amel edecek. Çocuklarınız anne babaya nasıl davranacağını bilecek. Siz de çocuklarınıza nasıl davranacağınızı bileceksiniz. Bunu okumayan bir kimse cahil. Zır cahil. Din cahili. Sen istediğin hangi tarikata gidersen git. Hangi cemaate gidersen git. Hangi üstadın dizinin dibinde oturursan otur. Eğer ki ahlakın ahlak değil ise. Var git dağda keçilik yap. İnsanlık değil, çobanlık değil. Git dağlarda keçiler gibi yaşa. Evet! İnsanı insan eden ahlak. Ahlak! Ahlakın yoksa şu direkten daha zavallısın sen. Bu direk zararı yok, kârı yok burada duru dersin. Binayı tutuyor. Senin ahlakın yoksa sen, Allah muhafaza eylesin kuru tahtadan daha değersizsin. Kuru tahtadan değersizsin. Kıymetli kardeşler, Allah aşkı için söylüyorum. Allah aşkı için. Ahlakınızı Muhammedi bir ahlakla ahlaklandırın. Batıyoruz. Batıyoruz. Farkında değilsiniz batıyoruz. Topluluk olarak batıyoruz. Alt katımızdaki ihtiyardan haberimiz yok. Komşumuzun hastalığından haberimiz yok. Mahallemizdeki açlardan haberimiz yok. Kime yardım lazım haberimiz yok. Kim yoksul haberimiz yok. Anne babadan haberimiz yok. Evlatlardan haberimiz yok. Batıyoruz! Batıyoruz. Bu hangi mantıktır yoldaki arabaları ateşe vermek. Bu hangi mantıktır, insanların evlerini ateşe vermek. Bu hangi mantıktır, insanların dükkanlarını yakıp yıkmak. Bu hangi mantıktır, haksız yere zulmederekten adam öldürmek. Bu hangi mantıktır, trafikte adamı yol vermedi diye Boğaz Köprüsünde dövüp atmak. Bu hangi mantıktır, kendi memleketinin askerini kurşunlamak. Bu hangi mantıktır, kendi insanını kurşunlamak. yakmak, evini yakmak, köyünü yakmak, hayvanını yakmak, ekinini yakmak. Bu hangi mantıktır, bir tane bilezik için babaannesine tecavüz edip, bileğini kesmektir. Bu hangi mantıktır, para vermedi diye anneannesini tecavüz edip öldürmektir. Bu hangi mantıktır, teyzesiyle cinsel ilişkiye girip, bununla benim nikahım olur mu diye sorma aymazlığında cahilliğinde durmaktır. Bu hangi mantıktır, halasıyla beraber kaçıp, kendilerine ev kurmaya çalışmaktır. Bu hangi mantıktır, kadın gidecek birkaç tane adama kaçacak, sonra dönecek kendi kocasıyla beraber hayat yaşayacak. Bu hangi mantıktır, kızını gidecek kendisi satacak. Bu hangi mantıktır, gidip kendi kızıyla cinsel ilişkiye girecek. Bu hangi mantıktır? Hangi mantık! Bunlar bana soru olarak gelen sorular. Benim telefon 7/24. bunlar bana, kıymetli kardeşlerim, bunlar bana soru olarak gelen sorular. Bana soru olarak soruyorlar bunları. Gelin hayatı yaşayın. Gelin Allah rızası için. Allah rızası için! Hangi tarikata gidiyorsan git. Hangi cemaate gidiyorsan git. Hangi şeyhe gidiyorsan git. Hangi camiye gidiyorsan git. Daha ilerisini söyleyeceğim. Hangi dine gidiyorsan git. İster Hıristiyan ol. İster Yahudi ol. İster Budist ol. İster Hindu ol. İstersen dinsiz ol. Gel kardeş ya insan ol ya. İnsan ol. İnsanlığımız batıyor. İnsanlığımız batıyor. İnsanlığımız batıyor. Beş lira için adam öldürür hale geldiler ya. Dinsizlik insansızlık. Ahlaksızlık insansızlık. Hayvanlık. Bazen bana diyorlar ki; ağır konuşuyorsun hocam. Ya bana gelen soruları biliyor musun? Benim hangi mantıkla buraya oturduğumu siz düşünün şimdi. Hangi mantıkla gelip buraya oturduğumu şimdi siz daha iyi anlayacaksınız beni. Kıymetli kardeşler, Allah rızası için. Ya bir Müslüman kimse din aramaz mı? Vallahi aramıyorum billahi aramıyorum artık. Karşımdaki kimsenin Yahudi veya Hıristiyan olmasını araştırmıyorum. Hangi dine tabi olup olmamasına bakmıyorum. Diyorum ki; gel kardeş insan ol. Şunlardan uzak duralım. İnsan olalım. İnsan! Bugün hangi dine giderseniz gidin komşuyla iyi geçinmeyi göreceksiniz. Hangi dine giderseniz gidin insanlara zulmetmeyin diyecek. Hangi dine giderseniz gidin insanlara faydalı olun diyecek. Gelin biz Müslüman’ız, gelin. Biz Kelimeyi Şahadet getirmişiz. Gelin Allah rızası için. Evlerimize birer tane Edebül Müfret alalım. Okuyalım. Adabımızı, erkanımızı yeniden tesis edelim. Allah için. Yeniden. Ve yeniden silkelenelim. Titreyelim. Bu biz değiliz. Bu anlattıklarım biz değiliz. Bu söylediğim şeyler biz değiliz. Biz değiliz. Ama nasıl geldik bu hale? Dinsizlikle geldik. Bizi bu hale getiren dinsizlik. Bizi bu hale getiren, dine ve dindarlıkla alakalı her şeye kalkıpta yobaz , gericilik diyip,itilip kakmamız bu hale getirdi. Allah bizi affetsin inşallah.

 

SORU: Çocuğun uyarılması gereken önemli noktalar nelerdir? Anne baba görevini manen tam anlamıyla nasıl yerine getirebilir?

 

CEVAP: Çocuklarınızı sevin. Çocuklarınıza öğretin. Çocuklarınız kızsa da, canları sıkılsa da onları Kuran ve sünnet noktasında tutmaya çalışın. Sevdirerekten. Onları severekten. Namazları sevdirin, orucu sevdirin, Allah sevgisini tanıtın ve sevdirin. Ya bunların oluşması için önce sizin böyle olmanız lazım. Ya siz böyle olsanız çocuk zaten başka yere gitmez ki. Dağa çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur. Sen dağa çıkarsan senin çocuğunda ağaca çıkacaktır. Armut dibine düşecek. Başka bir yere gitmeyecek. Buğday ektiysen yulaf almayacaksın, buğday alacaksın. Evet. Ben kendimden örnek veririm, kendimi met etmek için değil. Böyle bir mevzu oldu. Annem bizim bakıp bakmayacağımız konusunda tereddüt ediyor. Anne dedim neden tereddüt ediyorsun? Durdu. Eğer tereddüt edeceksen kendinden tereddüt et dedim. Neden dedi. bize helal süt emzirmediysen dedim tereddüt et biz sana bakmayacağız. Eğer sen annene, babana, kayınvalidene, kayınbabana bakmadıysan. Biz de sana bakmayacağız dedim. Eğer senin kendinden bir şüphen yoksa, bizden de şüphen olmasın dedim. Ama bu şüphe senin kendinle alakalıdır. Durdu annem. Ne alakası var şimdi bununla dedi. anne ben böyle biliyorum dedim. Hani meşhur bir söz var ya. Demiş; evladım beni şu ağacın dibine bırak. Neden baba demiş. Ben dedeni oraya bıraktıydım da demiş. Ben dedeni oraya bıraktıydım oğlum demiş. Sen babana bağırıp çağırdıysan, çocukta sana bağıracak çağıracak. Sen annene bağırıp çağırdıysan ,çocukta sana bağırıp çağıracak.Eğer bir eğitimden geçmediysen. Evdeki eğitim aldıysa, o da ondan geçecek. Sen çocuğun annesini çocuğun gözünün önünde döversen. Kadınsa diyecek ki; kadınlar dayak yemek için yaratılmış demek ki. Annem boyna dayak yiyor. Erkekse diyecek ki; adamlar dövmek için yaratılmış kadınları dövmek gerek devamlı. Ama o çocuğa peygamber terbiyesi verirsen. Dersen ki; evladım Peygamber s.a.s. Hazretleri eşini hiç dövmemiş. Hiçbir fiske dahi vurmamış, sende vurmazsan o çocuk vurmayı öğrenmeyecek. Çocuğun yanında vurun. O çocuk da vurur. Çocuğa el şakası yapın, o çocuk da el şakası yapar. Çocuğa kaba bir söz söyleyin, o çocuk kaba bir söz olduğunu bilmez ki, etrafına söyler. Ondan sonra söyleme dersin sen. Ya sen söyledin önce neden şimdi ona söyleme diyorsun. Sen yaptın önce, sen gaflette bulundun, sen edepsizlik yaptın. Şimdi neden onu oradan kurtarmaya çalışıyorsun. Senden öğrendi. Allah bizi affetsin.

 

SORU: Bir eş hanımını örtünme ve baş örtüsü hususunda farzlarını yerine getirdiği takdirde zorlamalımıdır? Eş baş örtüsü hususunda kendini hazır hissetmiyorsa eşe nasıl davranılmalıdır.

 

CEVAP: Evet zorlamalıdır. Tatlılıkla, yumuşaklıkla, güzellikle onu güzel bir yola getirecek. Kıymetli kardeşler, evlenirken bir erkek eşini başı açık aldıysa onun zorlamaya hakkı olmaz. Ya bu haram. Kardeşim haran olduğunu bile bile aldın mı sen onu? Aldın. Eğiterekten, tatlı tatlı, yumuşataraktan onu o hale getireceksin. Sabırla. E tabi İslami kesimin en büyük problemlerinden birisi şu erkeklerin; kendileri namazında, abdestinde, orucundalar, kapalı bir kadın alsalar bir dert, açık alsalar bir dert ikisini arasında kalıyorlar. Şimdi, o kimse dini duyarlılıkları var. Düşünüyor şimdi. Yani, çalışmayan birisini alsam evi nasıl geçindireceğim. Neden? Kadın da çalışacak o da eve para getirecek. Kadın çalışacak eve para getirecekse o açılacak. Bu sefer bir daha problem. Problemin üzerine problem. Hesabın üzerine hesap. Oturup hesap ediyor; hanım kaç para alacak? 1000 lira. Ben kaç para alacam? 1000 lira. 2000 lira. 500 lira ev kirası, 500 lira ıvır zıvır masrafı 1000 lira gitti. Hanımın parası veya kendi parası boşa çıktı. Onunla da yerim içerim diye hesaplayacak. Ama hanım çalışacaksa başı açık olacak. Haydi bir problem daha. Ya ne yapalım canım bu zamanda da açık bir bayan alalım artık. Başı açık, biz aslında karşıyız ama. Laf onların hepside. Hepside laf. Allah’ı seven Allah’ın sevmediği hiçbir şeyi yapmaz. Allah’ı seven Allah’ın sevmediği, yasakladığı hiçbir şey yapmaz. Allah’ı seviyor musun kardeşim? Seviyorsun. Allah’ın sevmediğiyle işin ne? Allah bizi affetsin.

 

SORU: Zihin açıklığı için en çok hangi dualar okunmalı?

 

CEVAP: Tevhide devam edin. Bakın, bu bir gerçek, Allah’ı çok zikredenlerin zihinleri çok açıktır. Allah’ı çok zikredenlerin idrakleri çok açıktır. Allah’ı çok zikredenlerin akılları çok iyidir. Allah’ı zikredenlerin. O yüzden normalde işte Allah’ı zikretmekten bu noktada sıkıntı duyanlar, Allah’ı zikretmeyenler, yani acı bir şey. O bu noktada zihinleri çok açık olmaz. Allah’ı çokça zikredin inşallah.

 

SORU: İrşat kaç türlüdür?

 

CEVAP: İrşat, bir türlüdür. İrşat irşattır. Kuran ve sünnetin maddi manevi anlaşılması, anlatılması irşattır. Buna bir sürü siz nevü ve çeşit doldurursunuz. Bir sürü alt kademeler doldurursunuz. İşi arttırmayın. Mevzuyu arttırmanıza gerek yok. İrşat, Allah’ı ve Resullûllah’ı sevip, onların haliyle hallenmektir.

 

SORU: Boşanmak Allah’ın sevmediği ama helaldir deniliyor. Mutsuz olmak ve sevmemekten dolayı boşanmak hakkındaki düşünceniz nedir?

 

CEVAP: Mutsuzsa sevemiyorsa boşanacak. Kardeşler, sevgi olmazsa evlilik yüzeysel kalır. O yüzden Hanefiler demişler ki;” evlenecek olan kimseler birbirlerine şehvetle baksalar dahi haram olmaz” demiş. Ona karşı kalbinde bir sıcaklık hissetmiyorsa eşlerden birisi. Ve eşlerden birisi bu noktada sıcaklık yoksa bugünkü tabirle elektrik diyorlar ya, sıcaklık yoksa kalbi ısınmadıysa evlenmesin. Sonra ısınırım diye bir şey yok. Evlenme kardeşim. Erkek veya kadın evlenme. İçin ısınsın. İçinin ısındığıyla evlen. Anne babalar çocuklarınızı zorla evlendirmeyin. Çocuklarınızın istemediği bir kimseyle evlendirmeyin. Evlendirmeyin! Kadın veya erkek içi ısındıysa evlensin. İçi ısınmadıysa kimsenin hiç kimsenin başını yakmaya hakkı yok. İçi ısındı mı? Isındı. Varsın evlensin. Isınmadı? Bırak kardeş zorlama ya. Zorlama gerek yok. E şimdi mutsuz, sevmiyor nasıl evliliği götürecek? Kadın, erkeği sevmiyor. Nasıl evliliği götürecek. Adamın her dediği batacak ona. Adam, kadını sevmiyor. Nasıl evliliği götürecek. Kadının yürüyüşü dahi suçlu olacak, hatalı olacak. Allah affetsin inşallah. E tabi ondan sonrada boşanacaklar. Zaten eğer sevgi yoksa, bu benim kendi düşüncem, anlamı yok. Birisi götürür sevgisiyle. Erkek götürür, erkek yaşar. Diyeceksiniz ki, erkek sevmediği kadınla yaşar mı? Yaşar. İstemediği bir kadınla yaşar mı? Yaşar. İdare eder. Kadın için çok zor. Kadında bunu götürür mü? Götürür. Çok bilinçli, şuurlu, kapsayıcı bir kadındır götürür. Belki adam beni sevmiyor ama ben bu evliliği götüreceğim. Ne zaman bırak dedi o zaman bırakırım. Ama o bunu hissettirmez evde. Öyle bir kadın. Götürür tıkır tıkır her şeyi. Öyle bir adam hissettirmez götürür tıkır tıkır. Bu, yüksek kapasiteli insanlar için geçerlidir. Yüksek kapasitelidir o götürür. Kadını da götürür, çocukları da götürür, evliliği de götürür. Götürür sonuna kadar götürür. Çocuklarını evlendirir, yerleştirir, hayatını devam ettirir. Der ki;” ben küskünüm feleğe “içinden. Güzel şarkıdır. Düştüm bitmez çileye. Götürür götürür. Ama bu yüksek kapasiteli insanlar içindir. Normal kapasiteli insanlar götüremezler. Her gün kavga ederler. Her gün birbirlerini yerler. Her gün birbirlerini yaralarlar. Gerek yok anlamsız. Allah muhafaza eylesin.

 

SORU: Bir işi Allah rızası için yapmakla, sırf Allah için yapmak arasındaki farklar nelerdir? İkisi de rıza kapsamında mıdır?

 

CEVAP: Her ikisi de rıza kapsamındadır. Ama bir şeyi Allah için yapmak, Allah rızası için yapmanın üstündedir. Birisi Allah rızası için yapıyor. Bu ne? Allah’ım bu yaptığımdan razı ol. Bu yaptığımdan memnun ol. Razı ol ne demek? Beni kabul et. Bana değer ver, beni sev, beni cennetine koy. Ben bunu sen benden razı olasın diye yaptım. Bu, gerçek sevenin hali değildir. Allah’ı seven Allah için yapar. Allah için! Rızayı da atar kenara. Bu size şirk gibi, küfür g,b, gelir ha. Bu size şimdi başka türlü gelebilir. O kimse Allah için yapar onu. Allah için! Razı olmuş olmamış, kendini sevecekmiş sevmeyecekmiş, kendisine değer verecekmiş vermeyecekmiş. Zerrece menfaat gözetmez. O sadece Allah için yapar. Der ki; “bu senin için. Be sevgi senin için, bu namaz senin için, bu oruç senin için, bu niyaz senin için, bu zikir senin için, bu bakış senin için, bu duyu senin için, bu dokunuş senin için, bu yürüyüş senin için. Çünkü sen varsın sadece. Sen varsın! Senden başka gözümün gördüğü bir şey yok. Her neye baktıysam seni gördüm. Her neyi dinlediysem seni dinledim. Her neye dokunduysam sana dokundum. Her ne tarafa yöneldiysem sana yöneldim. Her ne tarafa yürüdüysem sana yürüdüm. Her neye tebessüm ettiysem tebessümüm sana. Her neye ağladıysam ağlayışım sana. Her neye hüzünlendiysem hüznüm sana, kahrım sana, mutluluğum sana, sevincim sana. Sevdamın sevdası! Senden başka neyim var ki, senden başka kimim var ki, senden başka kimim olmasını da istemedim ki, senden başka bir şeyim olsun diye de bakmadım ki. Gözümü açtım sen, gözümü yumacağım sen, gözümü açacağım yine sen, gözümü yumacağım yine sen. Bunu yüz bin kez, milyon kez yapsam yine de gözümü açtığımda, kapattığımda hep sen varsın. Ya? Senden başka, başka duyuş yok, senden başka da görüş yok, senden başka hissediş yok. Eğer ağaca dokunduysam sen, meyvesini yediysem sen, gölgesinde gölgelendiysem sen. Sen! Senden başka hiçbir şeyi hissetmek yok”. Seviyorsan böyle seveceksin. Sevmiyorsan var git bak işine.

 

SORU: Nefsini bilen Rabbi’ni bilir

 

CEVAP: Sen nefsinle uğraş dur. Allah’ı bilen neyi bilir acaba? Hadisi Şerif. Nefsini bilen Rabbini bilir. Mükemmel bir Hadisi Şerif. Allah’ı bilen için başka bir şeyi bilmeye gereği var mıdır ki? Allah’ı bilmekten uzak isen nefsine bak nefsini tanımlamaya çalış. Uğraş. Uzun yol. Ama senin kapasiten bunun için. Sen bununla uğraşacaksın. Sen bakacaksın eline, elim ne işe yarıyor diyeceksin. Sen bakacaksın gözüne, gözüm ne işe yarıyor diyeceksin. Sen bakacaksın ayağına ayağım ne işe yarıyor diyeceksin. Benlik var, ikilik var. Nefsin var bir de Rab var. Sen uğraş dur nefsinle. ‘Bu can var nereden geldi nereye gidiyor’, uğraş dur. Kardeş, bu doğru mu? Doğru. Bu, bizim için geçerli değil. Geçerli, bizim uğraşacağımız yer değil. Ya? Sen Allah’ı bil boş ver. Sen Allah’ı bilirsen canı da bilirsin, nefsi de bilirsin, ruhu da bilirsin. İşin sırrına erersin. Zamanımız yok, vaktimiz yok. Daralık. Fazla vaktimiz yok bizim. Nefsin dağdasıyla, şatafatıyla uğraşacak vaktimiz yok. Gelin Allah deyin, Allah’ı bilin. Gelin Allah deyin. Gelin Allah’ı zikredin. Allah’ı zikredin O’da sizi zikretsin. Sen O’nu zikredersen zaten O’nu bileceksin. Zaten Allah diyeceksin, hemşerimiz ne demiş?,

Bir kez Allah dese aşk ile lisan,

Dökülür cümle günahlar misli hazan

Süleyman Çelebi

Şefaati üzerimize olsun. Sen gel Allah de. Uğraşma. ‘Siz Allah’ı zikreder, Allah’tan korkarsanız Allah size bilmediklerinizi öğretir.’ Ayeti Kerime. Sen Allah dersen, Allah sana bilmediklerini öğretir. Sen Allah dersen sana lazım olan ilim gelir merak etme. Sen Allah’ı seversen kalbine marifetullah damlar. Sen Allah’ı seversen kalbine ilmi ledün akar. Sen Allah’ı seversen Allah seni yönlendirir merak etme. Sen Allah’ı sev. Kul, farzlarla Allah’ın emirlerini yerine getirir ,Hadisi Kutsi, nafilelerle Allah’a yaklaşır ve Allah’ı sever. Gel sen bu üçünü yap. Farzlarla Allah’ın emrini yerine getir. Neyse farz; namaz, abdest, oruç, ibadet. Ya? Haramlardan uzak dur. Farzları yerine getir. Nafilelerle Allah’a yaklaş. Ahlakını en güzel hale getir. Buradaki nafile ahlak, güzel ahlak. Sizin en hayırlınız etrafa hiç zarar vermeyeniniz, sizin en hayırlınız etrafa en fazla faydası dokunanınız. Burası nafilelerle Allah’a yaklaşma, güzel ahlak, temiz ahlak, ince ahlak, yüksek ahlaka sahip olma. Üçüncüsü ne? Allah’ı sevmek. Kulun işi bitti. Allah devam ediyor. Kul Allah’ı severse Allah’ta kulunu sever. Ey akıl sahibi! Allah’ın seni sevmesini istemez misin? Ey kendini akıllı zanneden! Alemlerin Rabbi olan Allah seni sevmesini istemez misin? Mükamaatı yaratan, istediğini aziz eden, istediğini zelil eden, istediğini fakir eden, istediğini zengin eden, istediğine sağlık veren, istediğine hastalık veren, istediğini batıran, istediğini çıkaran, istediğini kendine dost eden Allah, seni sevsin istemez misin? İşte akıl sahibi olup olmadığın, tık dediği yer burası. Eğer akıl sahibiysen, yüksek akıllıysan Allah’ı seversin. Neden? Allah devam ediyor; ben de onu severim ,devam ediyor, ben onu seversem gören gözü olurum, (Dikkat et!) duyan kulağı olurum, söyleyen dili olurum, benimle duyar. Allah’ı seviyorsan, kulağın Allah’ın kulağı, Allah’la duyacaksın. Benimle konuşur, Allah’ı seviyorsan Allah’la konuşacaksın. Benimle tutar, Allah’ı seviyorsan, Allah’la tutacaksın. Benimle yürür, Allah’ı seviyorsan Allah’la yürüyeceksin. Devam ediyor. Ben onun gören gözüyüm, ben onun tutan eliyim, ben onu söyleyen diliyim, ben onun duyan kulağıyım. Gel nefsini bilmek için uğraşma, uzun yol. Otursun tıp adamları nefsin üzerinde uğraşsınlar. Otursun ehli şeriat nefsi tanımlamak için uğraşsın. Binlerce cilt kitap yazsın. Onlar uğraşsın. Senin zamanın yok. Senin mevsimin geçmek üzere. Sen gözünü Allah’a dik. Vaktin yok biran önce gel Allah de. Öbürkünün işi neye benziyor biliyor musunuz? Ona birisi gel demiş Ankara’ya git. Boyna Bursa’da hazırlık yapıyor. İnsanlar vardır İstanbul’a gidecek bir hafta öncesinden hazırlık yapar. Çantasını hazırlar, torbasını hazırlar, yiyeceğini hazırlar, bitmez, bir daha erteler… hazırlığı bitmedi adamın. Bu ehli şeraitin işidir. Habire hazırlık içinde. Yola çıkmadı. Allah’ı seven, ehli tasavvuf, hiç bakmaz. Onun kulağına fısılda ‘Yarın Ankara’ya gidiyorsun’ de. Sabah namazında hazırdır o. Ama ondan kalkıp ta ‘Suyun hazır mı? Çorban hazır mı?’ Diye sorma. Yürü yolcuysan durma. Yolda gidene yolcu derler, durana yolcu demezler. Duruyorsan ikamet sahibisin. Otur oturduğun yere. Oturan boğa gibi. Allah’ı seviyorsan yolcusun. Yürü durma! O yüzden Allah’ı sevenler asla ve asla nefsi bilmek için uğraşmazlar. Bilirler ki; bilmediklerini öğretecek bir Allah var. Bilirler ki; bilmediklerini öğrenecekleri bir zikir ehli var. Demiş ya Ayeti Kerime’de; “Bilmediklerinizi gidin, zikir ehline sorun.” Ehli tasavvuf için kimdir o? Üstadı. Gider ona boynunu büker; Efendim, bu neydi. Der. Hatta demez bile. Oturur yanında. Huzur eder, Allah’ı zikreder bilmediği ona gelir. Eğer gerçek derviş ise. Oturursun edeple üstadın karşısına, gönlünü kalbini zikrullaha dayarsın, rabıtanı da üstadına kurarsın, bilmediğin gelir sana. Ahmaklık olma. Normal diliyle konuşmaz ehli tasavvuf. Normal diliyle konuşanlar ehli tasavvuf değildir. Ehli tasavvuf normal gözüyle göreceğim diye uğraşmaz. Gerçek ehli tasavvuf normal bu lisanla konuşmaz. O içinden alır verir, alır satar o. Gelir mesajlar. Mesaja inanıyorsunuz, yazıyorsunuz telefonla çıt geliyor. Ona inanmıyorsunuz. Mesaja inanıyorsun, yazıyorsun çıt çıt çıt ‘ selamun alyküm, aleyküm selam’ öbürküne inanmıyorsun. Neden? Mesaj önünde çünkü, gözünün gördüğüne inanıyorsun. Akıl sahibisin ya, o kadar yetiyor. Geç! Sen sureten geç, içine bak sen. Sen otur huzurullah yap. Her şeyi et üstünden, içinden her şeyi at. Bir tek Allah nidası kalsın. Bir tek O’nun zikri kalsın yık !. Eşhedü enla ilahe ilallah demedin mi? Dediysen yık içinde ne var ise? Dediysen yık gözünde ne var ise. Dediysen yık elinin ayağının altında üstünde ne görüyor isen. Malını yık, mülkünü yık, makamını yık, mevkini yık, şatafatını yık, şatahatını yık, zenginliğini yık, fakirliğini yık, hastalığını yık, sağlıklılığını yık. Yık! Eşhedi enla ilahe ilahe illallah dedin. Yık her ne var ise. Gerçek tevhide ulaşacaksan, LA İLAHE İLLALLAH karşısında hiçbirşey yok. Yık, elinle yık. Elinle yık! Ne yaptı Hz. Ali Efendimiz? Yıkıverdi Beytullah’ın içerisinde ne kadar put varsa. Sen O’nun zahirine bakma. O Allah’ın beytinin içindeki zahiri putları yıktı. Sen de Muhammedi Mustafa’nın sayesiyle eline aşk kılıcını al da o Allah’ın misafir olacağı gönül sarayında, Allah’ın sevmediği her ne var ise yık. Yık yık! Benim gördüğün ne var ise yık. Hiçbir şeyin de senin değil. Yık, yık ki gerçek tevhide ulaşasın. Yık ki sarayın sahibi gelsin, otursun yerleşsin oraya. Yık. Ve gönlünü huzurullaha çevir. Gönlüde bir şey kalmasın semada huzurullaha çevir. Yanındakiyle konuşma, yanındakini duyma, yanındakini hissetme. Semada ilahiyi dinliyorsun notası nasıl oldu diye. Bizimkilerden nota bilen yok, sen o notayı nereden duyuyorsun? Hangi ilahiyi söylediğini bilmiyoruz biz. Sema ederken hangi ilahiyi okuduğunu duymuyoruz. Sen nereden duyuyorsun? Biz ney mi çalıyor, saz mı çalıyor, güdüm mü çalıyor bilmiyoruz. Sen nereden biliyorsun? Neden? Huzurullah yok. Semazen Allah diyor. Ben duyuyorum orta yerde. Öbürkü öbür tarafta konuşuyor. İşin yok burada. Senin gözün oyunda oynaşta. İşin yok burada. Sen sema izlemeye gelmemişin. Var git ara sıra geliyorlar, orada burada dönüyorlar, sema ediyorlar onları izle sen. Bizimkiler her çarkta Allah diyor. Duyuyorum. Allah Allah Allah Allah! İnce akıl sahibiysen uy sende. İmama uy. İmama uy ince akıl sahibiysen. Semazen her çarkta Allah diyor. Sen de huzurullah yap. Sen de Allah de. Bir bak ki sema eden sensin. Bir bak ki belki de sema edilen de sensin. Vur vur gönlüne. Allah de, Allah. Huzurullah yap. Uğraşma onunla bununla. Vay bu örtülü gelmiş, yok bu örtüsüz gelmiş, yok bu kısa donla gelmiş, yok şu uzun donla gelmiş, yok bu mavi giymiş, yok bu yeşil giymiş… Burası senin bildiğin düğün salonlarından değil. Burada milletin örtüsüyle, pantolonuyla, saçınla, sakalınla uğraşma. Sen gönlünü huzurullah yap. Allah de Allah. Allah de. Allah’ı o zaman bileceksin. Uğraşmayacaksın hem orada burada. Allah bizi affetsin.

 

SORU: Bir üstada duyulan saygı herhangi bir lidere duyulan saygı gibi midir?

 

CEVAP: Üstada saygı duyulmaz. Liderlere saygı duyulur, komutanlara saygı duyulur, müdürlere amirlere saygı duyulur, zenginlere saygı duyulur, makam sahiplerine saygı duyulur… Üstad sevilir. Kimseden saygı beklemeyiz, kimseden sevgi de beklemeyiz. Asla hayatım boyunca hiç kimseye sormamışımdır beni seviyor musun diye. Hayatım boyunca. Hiç kimseye sormamışımdır beni seviyor musun diye. Gücümün yettiğince severim. Hiç kimseye. Hiç kimseye. Hiç hiç! Aklınızın ucundan dahi geçirmeyin. Hiç kimseye sormamışımdır. Severim gücümün yettiğince. Kendimce. Ve hiç kimsenin sevgisini beklememişimdir. Hiçbir kimsenin! Dilencilik yapamam. Yapamam. Yansam da yıkılsam da severim. Atılsam da satılsam da severim. Hançerlensem de vurulsam da severim. Yerin dibine de batsam severim. Semalarda da dolaşsam severim. Seversem severim. Severim! Asla kimseye sormam. ‘beni seviyor musun?’ dilenci değilim. Varsın kimi seviyorsa sevsin. Varsın o sevdiği Mısır’a sultan olsun. Kendisi de onun başında ahkam kessin. Beni ilgilendirmez. Asla! Üstad sevilir. Sevilir sevilir! Allah’ı sevin, Allah’a saygı mı duyun diyor. Resullullah’ı sevin, Resullullah’a saygı mı duyun diyor. Müminleri sevin, müminleri sevin, saygı mı duyun diyor. Saygı duymak ne? Esas duruşa geçmek. Yok benim işim değil. Ben üstadımı severdim. Sevdiğim kadar. Sevebildiğim kadar. O mübareğin söylediği de oydu. ‘ bu dergahta beni onun kadar seven olmadı.’ dediydi. O mübareğin kendi söylediğiydi. ‘ benim eşim, çocuklarım dahi beni onun kadar sevmiyor.’ Diyordu. Hatta bir gün yalnız kaldığımızda dediydi bunu; oğlum nasıl beceriyorsun? Nasıl böyle sevebiliyorsun? Dediydi bana. Bilmiyorum efendim dedim bende. Ben kendimce tam sevebildiğime inanmıyorum hala daha. Diyorum ki; hakkıyla sevemedim ben onu. Ben tam manasıyla sevemediğime inanıyorum halâ daha, içim bir yangın alevi köz gibi. Köz köz. Halâ daha ciğerim yanıyor. Halâ daha yanıyor. Ama benim ki kırık aşk hikayesi gibi değil ha. Böyle insanlar vardır kırık aşk hikayesi yaparlar. Onları hiç sevmem. Yok! Benimki kırık aşk hikayesi değil. Benimki bir başkasının sevdası değil. Benimki bir başkasının sevgisi değil. Yok! Ben başkasının sevdasını anlatmak ta hoşuma gitmez. Yok! Yaşamamış. Papağanlık yapıyor. Yaşamamış. Başkasınınkini okuyor. Başkasını şiirini okumam ben. Yazmış birisi. O yazmış kardeş Allah mübarek etsin. Oturur ben yazarım. Bu şatahat değil. Sevmiyorsan neyi yazacaksın? Başkası gülü met etmiş. Sen gör güle aşık ol sen de met et. Başkası ne kadar güzel yazmış. Yazmış Allah mübarek etsin. Ya? Sen de yaz kardeş. Başkasının aşk hikayesini okumam. Kendim aşık olurum aşık olacaksam. Ne yaşayacaksam yaşarım, denerim, görürüm. Aşk denenecek bir şeye değer. Evet, enteresan gelir bu size. Aşkı bir deneyin. Denemek için aşık olmaya çalışın. Olur mu olur. Hakikisine ulaşırsın. Ama sonra demeyin;

Evvel aldandım,

Pek kolay yazdım,

Pek kolay sandım

Öyle demiş ya dervişin birisi.

Evvel aldandım,

Pek kolay sandım,

Kat ve kat yandım,

Ateşi aşka.

O yüzden ben de diyorum ki; denemek için bir seviverin. Allah bizi affetsin inşallah.

 

SORU: Ayaktan abdest bozmaya değinirseniz sevinirim.

 

CEVAP: Bununla mı uğraşacağız be mübarek adam. Ayakta abdest bozmak sünnete aykırı. Ama ayakta abdest bozarsa adamı asacak mıyız? Boğacak mıyız? Sünneti terk etmiş, olmuş. Orada önemli olan bir kimsenin ayakta bevlederken o bevlini üstüne sıçratmaması. Adam usulünle ayakta bevlediyordur. Biz şimdi adamı dövecek miyiz? Kızacak mıyız? Bununla mı uğraşacağız ya? Bununla uğraşmayın. Bu neye benziyor biliyor musunuz? İmamı Hambeli Hazretleri tavaf ederken hacda, Iraklının birisi gelmiş ‘ üzerime bulaşan pislik ( yani üzerine bulaşan necaset) kaç dirhem olursa abdesttim bozulur?’mübarek canı sıkılmış. Dönmüş, ‘ sen nerelisin?’ demiş. ‘ben Iraklıyım, Basralıyım’ demiş. Be adam demiş koca demiş Hz. Hüseyin’i katlettiniz orada, ehli beyti katlettiniz demiş. Bu orada dururken demiş, üzerine bulaşan necaseti mi bana sorarsın, yürü git işine demiş. Tabi bu kerbela ile aynı anda söylenmiş bir söz olarak ta rivayet edilir. Şimdi, bizimki de o hesap. Yani bütün sünnetleri adam bir tamam halletti. Diline sahip çıktı, gözüne sahip çıktı, adam bir tamam Allah’ı zikretti, tesbihatını yaptı, tövbe yaptı… adam bir tamam hayatını yaşıyor da, onun ayakta bevletmesine bakıyor. Bunu kendisi için de sormuyordur ha. Bir başkası için soruyor, birisi ayakta bevlederken gördü onu. Ona şimdi sohbet olsun diye soruyordur. Allah’a havale. Suizan beslemeyelim. Kardeşler, bu neye benziyor biliyor musunuz? İstanbul’u fethetmek için Fatih bütün donanımı kurmuş. Bizanslılar oturmuşlar, melekler dişi miydi, erkek miydi diye tartışıyorlarmış. Hülagi gelmiş Bağdat’a kadar. Bağdat’ın uleması Kuran mahluk mu, değil mi bunu tartışıyor. İslam dünyası. İslam dünyası Kuran mahluk mu, değil mi diye tartışırken, gelmiş birisi yıkıvermiş hepsini de. Ha, perdenin gerisinde yıktıran kim? Allah. Ahmaklar anlamazlar ki yıkılsa dahi. Yıkılmış İslam dünyası komple. O tartışmayı başlatanların, o tartışmanın içinde bulunanların devletleri başlarına geçirilmiş. Yıkılmış şehirleri. Yıktıran Allah. Be geri zekalı, Kuran mahluk olur mu? Bir de Kuran mahluk demeyenlere zulmediyorlar. Kuran mahluk demeyenleri hapse atıyorlar, öldürüyorlar, kırbaçlatıyorlar. Yıktırıvermiş Cenabı Hak. Bu da onun gibi bir şey. Sünnet kalmamış orta yerde, din kalmamış orta yerde biz ayakta bevletmeyi konuşacağız şimdi burada. Lan bırak! Milletin sidiğiyle mi uğraşacağım. Uğraşmayın böyle şeylerle. Uğraşmayın kıymetli kardeşler. Kadının mantosunun renginden sana ne, kadının başının açıklılığından kapalılığından sana ne, nasıl örtündüğünden sana ne. Yok cilbab mı giymiş, yok çarşaf mı giymiş, yok manto mu giymiş, adamın sakalının santimetresinden sana ne, kesmesinden sana ne, uzatmasından sana ne. Sana ne kardeşim. Sana ne! Sen baksana işine. Adam neden sakalını kesiyormuş. Sana ne, küçük kızın beğenmediysen verme sen. Senin sakalın santimetreye uymuyor de. Mazura alıp ölçecek misin? Daha önceden sakalı kısaltmış bizim berber arkadaş. Birisi ‘ oo kardeş (dedi) sende (dedi) dünyaya meylettin herhalde (dedi).Ne oldu dedim, hayırdır.Sakalı kısaltmışsın ya (dedi). eğildim. Dedim; bundan sonra mazuruyla dolaş sen. Öyle baktı. Dedim; sakalıma bakıyorsun. Deseydin ya kalbinde Allah’ın zikrinden eser yok. Yerin dibine girerdim dedim. Kalbinde Allah sedası yok dedim. Sen sakalınla öğün dur. Kalbinde Allah sedası yok, göbeğine kadar sakalın olsa ne olacak? Kalbinde Allah sedası yok, kapalı kafesin içinde yaşasan ne olacak? Kalbinde Allah sedası varsa sakalsız sende başımın tacısın, örtüsüz sen de başımın tacısın. Kalbinde Allah olsun Allah! Başımın tacısın. Kalbinde Allah olsun. Bırak kardeş uğraşma. Uğraşma! Allah rızası için kıymetli kardeşler, yanınızdaki insanın eksiğiyle, noksanıyla uğraşıyorsanız. Vallahi şeytan sizi aldatmış, billahi şeytan sizi aldatmış. Aldatmış seni. Sen kendi eksiğine bak bakacaksan. Bir eksiklik gördün, aa bu benim eksiğim demek ki de. Ya Rabbi beni affeyle de. Allah muhafaza eylesin.

 

SORU: Namaz kılmayan kişiye Allah 15 çeşit sıkıntı verirmiş. Nedir?

 

CEVAP: Saydın mı? Bunu söyleyene sorun. Namaz kılmayanın kasti namazını terk edenin ne sıkıntısı, dini kalmaz adamın. Yani bizde böyle şeyler var bir de. Böyle hurafeler var. Namaz kılmayanın 15 sıkıntısı olurmuş. Hadisi şerif: namaz dinde son kaledir. Yıkıldı mı? Din yıkıldı. Son kale! Namaz kılmayanın dini mi kalır ki 15 sıkıntısı olacak. Namaz kılmayanın dini yok ne sıkıntısı olacak. Din yok sıkıntı yok. Evet. Çünkü din ateşten kor, sıkıntı var. Ahir zamanda diyor din iman ateşten kor olur. Elinde tutanın elini yakar. Atan dinden imandan olur. Atmış. Namazınızı kılın. Açıksınız, kapalısınız, amirsiniz, memursunuz, nerede ne iseniz namazınızı kılın. Çalışan bayanlar namazlarınızı kılın. Yanınıza bir örtü, bir şalvar, bir etek alın namazınızı kılın. Namazlarını tamamlayamayanlar, öğlen namazlarınızı cem edin. Resmi dairede çalışanlar, polisler, askerler, memurlar, işçiler namazlarınızı öğle ve ikindiyi cem ederekten kılın. Namazı kılın. Ben memurum kılamıyorum deme cem et namazı, kıl. Öğleyi kıl, ardından kamet getir ikindiyi kıl. Üniversitede okuyanlar namazlarınızı kılın. Öğlen namazlarınızı cem edin. Devlet memurları, öğlen namazında ikindiyle beraber kılın, cem edin. Namazınızı kılın! Doktorlar, hemşireler, bir başkasının emri altında çalışanlar namaza müsaade etmiyorlarsa namazı cem edip kılın. Namazı kılın! Allah diyorsan namazı kıl. Namazını kıl! Yapma kardeş, yıkma dinini. Yapma! Namaz insanı kötülüklerden alı kor. Nazmını kılarsan Allah seni muhafaza eder, korur. Allah’ı sevdiğini göster namazını kıl. Allah’a iman ettiğini göster namazını kıl. Namaz dinin direği, namaz Resulullah s.a.s. Hazretlerinin deyimiyle; gözünün nuru. Namazınızı kılın. Kılın namazınızı! Beni çağmağa germek isteyenler, alın buradan gerin beni. Söylediklerimden dolayı alın gerin beni. Nereden gerecekseniz gerin. Ümmet, namazınızı kılın. Kılın namazınızı kardeşler. Kılın, cem edin kılın. Hanefilere fetva vermemiş evet. Alimlik de taslamayın kendi kendinize. Kendi kendinize bilgiçlik taslamayın. Kendi kendinize namaz kılana, böyle senin namazın olmadı derseniz küfür. Hayır. Ne kadar mail yazarsanız yazın bana şimdi. Namazınızı kılın, Allah için söylüyorum. Allah için! Bakın ayırt etmiyorum. La ilahe illallah Muhammeden Resullullah her kim dediyse. Namazınızı kılın kardeş. Allah için. Maliyede çalışıyorsun, bayansın hiç önemli değil. Öğlen tatili var. 12’yi çeyrek geçe öğle ezanı okunuyor. Abdestini al, yanına bir tane örtü, bir tane uzun bir etek bir kenarda namazını kıl. İkindi saat 2’yi geçe eve gidemeyeceksin, vaktin yok cem et namazını. Cem et kıl namazını. Akşama evdesin zaten. Akşam normal vaktinde, yatsıyı normal vaktinde kılacaksın. Öğle; mahsurlusun, mahcurlusun, kısıtlısın, mecbursun. Namazını kıl kardeşim. Bir işin gücün yok, bu fetva sana göre değil. Emeklisin, bu fetva sana değil. Müsaitsin, bu fetva sana değil. Bana da değil. Neden? Benim işim kendime ait. Öbür türlü, cem et kardeş, kıl namazını. Deme ben çalışıyorum namaz kılamıyorum. Hayır. Kıl namazını. Bir de atın benim üstüme. Ahrette de dersin; aha bu adam böyle söyledi, böyle kıldık ya Rabbi. Atın benim üstüme. Cahil cesaretli olurmuş, benimki de o hesap. Allah bizi affetsin inşallah. Haklarınızı helal edin. Cenabı Hak inşallah umduklarımıza nail eylesin, korktuklarımızdan hıfzı muhafaza eylesin, Allah cümlemizi korusun. Cümlemize Muhammedi Mustafa’nın ahlakıyla ahlaklanmak nasip eylesin. Allah rızası için el Fatiha ma salavat.

word8

 i-4i-3i-2i-1
canliyayin
b 1
salavatıseba
b-3
b-4
b-5
b-6
b-7
b-2
b-8
b-9

Welcome 200GBP Bonus at Bet365 here.